Tahir Elçi: Hayatını adadığı davaların öznesi oldu - I

Amed Barosu Daimi Başkanı Tahir Elçi, 28 Aralık 2015'te Dört Ayaklı Minare'nin önünde bir basın açıklaması sırasında polis silahından çıkan kurşunla katledildi. Elçi, insan hakları mücadelesinin simge isimlerindendi. Hayatını adadığı davaların öznesi oldu

Amed Barosu'nun katledilen başkanı Tahir Elçi, 14 Ekim 2015 günü Ahmet Hakan’ın CNN Türk’te sunduğu 'Tarafsız Bölge' programına katılarak, Hakan'ın "PKK terör örgütü müdür?" sorusunu, "PKK terör örgütü değildir" diye cevaplamıştı. Elçi, bu programdan sonra Aktrollerin başlattığı ve giderek yaygınlaşan linçe maruz kalmıştı. CNN Türk'teki bu açıklamasından 6 gün sonra hakkında yakalama kararı çıkartılan Elçi, Amed Barosu adli yardım binasında gözaltına alınarak savcılık ifadesi için İstanbul'a götürüldü. Elçi, savcılıkta ifadesi alındıktan sonra adli kontrol ve yurt dışı yasağı ile serbest bırakılmıştı.

ZULME UĞRAYANLARIN HUKUKÇUSU

Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1966 yılında doğan Elçi ilk, orta ve lise öğrenimini Cizre'de tamamlayarak, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1992 yılından itibaren Amed'de serbest avukatlık yapan Elçi, 1998-2006 arasında Amed Barosu'nda yönetici olarak görev yaptı. Bu süre zarfında Almanya'da bulunan Avrupa Hukuku Akademisi'nde uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi gören Elçi, birçok ulusal ve uluslararası konferansa konuşmacı olarak katıldı. Elçi, kamuoyuna mal olmuş birçok davada, mağdurları yurt içindeki mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde temsil etti. Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu üyesi de olan Elçi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu'nda ve birçok sivil toplum örgütünün kuruluşunda ve çalışmalarında yer almıştı. 2012 yılında Amed Barosu Başkanı olarak seçilen Elçi, 28 Kasım 2015 tarihine kadar bu görevine devam etti.

Türk devletinin 90'lı yıllarda Kürdistan'da köy yakma ve 'faili meçhul' cinayetlerle katledilenlerin haklarını arayan Elçi, devletin sürekli hedefindeydi. Özellikle doğup büyüdüğü Botan coğrafyasında dönemin paramiliter ve derin devlet elemanlarının Kürtleri yok etme yöntemlerini teşhir etmesi sonucu defalarca gözaltına alınmış ve işkencelerden geçirilmişti. '90'lı yılların Ağar-Çiller-Demirel yönetiminin Kürtlere dönük saldırılarında sadece resmi rakamlara göre en az 17 bin cinayet işlenmişti. Bağımsız insan hakları kurumlarının rakamlarına göre ise yaklaşık 30 bin cinayetin işlendiği söz konusuydu. Elçi, tam da bugünlerde gözaltında katledilenlerin, evleri ve köyleri yakılanların, işkenceye ve kötü muameleye maruz kalan Kürtlerin avukatlığını yapmaya başlamıştı. Daha o günlerde devletin dikkatini çekmiş olmalı ki 'Beyaz Toros'lar' onun da kapısında bekler olmuştu. Elçi, özellikle asit kuyularının teşhir edilmesinde büyük bir mücadelenin sahibiydi. Kürdistan ve Türkiye'nin yanı sıra Avrupa ülkelerinde de tanınan bir hukukçuydu. Çünkü '90'lı yıllarda Türk devletinin zulmüne maruz kalanların dosyalarını AİHM'e kadar taşımış ve orada İngilizce savunma yapmıştı.

ELÇİ'NİN KATLİNE DOĞRU...

Takvimler 2015 yılını gösterdiğinde Elçi, bir kez daha Türk devletinin hedefi haline gelecekti. Elçi, Ahmet Hakan'ın programına katıldığı günlerde Türk devleti, 30 Ekim 2014'te Milli Güvenlik Kurulu (MGK) aldığı 'Çöktürme Planı' kararını çoktan devreye koymuştu. 2013-2015 yılları arasındaki "çözüm ve müzakere süreci" Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tanınmayarak, yerini çatışmalı sürece bırakmıştı. 5 Haziran'da Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Amed mitinginde iki bombalı saldırı gerçekleştirilmişti. Sonrasında Suruç, Ankara Gar patlamaları ve Antep'teki Kürt düğününe saldırılarla Türk devleti savaşın fitilini ateşlemişti. Buna karşı Kürt halkı Varto, Sur, Cizre, Nusaybin ve Silvan gibi yerellerde öz yönetim ilan etmiş ancak Türk devleti buralara da saldırmıştı.

DÖRT AYAKLI MİNARE

Sur'daki öz yönetim ilanından sonra Türk devletine bağlı çeteler ve polislerin saldırılarından kaynaklı tarihi Dört Ayaklı Minare'nin ayakları hasar görmüştü. Tahir Elçi ve beraberindeki meslektaşları 28 Kasım 2015 günü, saat 10.50 sularında tarihi yapının gördüğü hasara ilişkin bir basın açıklaması yapmıştı. Elçi, açıklamasında şöyle demişti:

"Şu anda içinde bulunduğumuz Diyarbakır'ın tarihi Suriçi bölgesi 9 bin yıllık geçmişe sahip bu alan içerisinde surlar, camiler, kiliseler ve daha başta tarihi yapılar bulunmaktadır. Diyarbakır deyince zihinlerimizde en çok canlanan Diyarbakır ismiyle en çok anılan zihinlerimizde en çok sembolize olan Dört Ayaklı Minare'yi ne yazık ki iki gün önce şuan da gördüğünüz gibi ayağından vurdular. Şunu diyoruz tarihi Dört Ayaklı Minare insanlığa sesleniyor. Beni ayağımdan vurdular, ne savaşlar ne felaketler gördüm ama böyle ihanet görmedim diyor bize. Bu tarihi yapı Anadolu'da örneği tek olan bir eserdir. Dünyada bunun bir örneği daha yoktur. Diyarbakır salnamelere göre, buradaki yazıtlara göre İslam'dan önce inşa edilmiş tahminen bir Çan Kulesi gibi tasarlanmış ancak İslamiyet'ten sonra fetihten sonra Akkakoyunlu hükümdarlığı döneminde Sultan Kasım tarafından hemen yanı başımızda Mutahar Cami inşa edilmiş ve bu güne kadar bir çok felaketten sağ kurtulmuştur bu eser. Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihi bölgede bir çok medeniyete beşiklik etmiş ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz. Bu amaçla bugün arkadaşlarımla Diyarbakır Barosu üyesi arkadaşlarımla ve Diyarbakırlılara birlikte buradayız."

PLANLI SUİKAST

Açıklama bittikten kısa bir süre sonra silah sesleri duyulmuştu. Sonradan YPS üyeleri oldukları anlaşılan iki kişi, Elçi'nin ve arkadaşlarının bulunduğu sokağa koşar adımlarla girmişlerdi. Saat 10.53'te Amed Baro Başkanı Tahir Elçi, ensesine isabet eden bir kurşunla Dört Ayaklı Minare'nin altında katledilmişti. 29 Kasım 2015 günü, yüzbinlerin katılımı ile Elçi için Amed'de bulunan Koşuyolu Parkı'nda cenaze töreni düzenlendi. Törenin ardından Elçi, Yeniköy Mezarlığı'na defnedildi.

Söz konusu YPS'lilerden Uğur Yakışır, aylar sonra Medya Savunma Alanları'ndan yaptığı açıklamada, Elçi'nin o gün orada açıklama yaptığından bilgilerinin olmadığını, kendilerinin esasında bir alt sokaktan Sur'a girmek istediklerini ancak bindikleri taksinin sürücüsünün onları bilinçli olarak oyaladığını ve daha sonradan bu sürücünün polis olduğunu anladıklarından dolayı Dört Ayaklı Minare'nin bulunduğu sokağın başında alelacele indiklerini söylemişti. Yakışır'ın ifadeleriyle birlikte Elçi'nin Ahmet Hakan'ın programından sonra mütemadiyen sosyal medya ve telefonuna gelen özel mesajlarda ölümle tehdit edildiği de göz önünde bulundurulduğunda, suikastın planlı ve programlı olduğu anlaşılıyordu.

LONDRA ÜNİVERSİTESİ: ELÇİ'NİN KATİLLERİ POLİS

Tahir Elçi katledildikten sonra Diyarbakır Valiliği tarafından 'sokağa çıkma yasağı' ilan edildi. Yasaktan dolayı anında olay yeri incelemesi yapılamadı. Birkaç gün sonra 24 saatliğine yasak kaldırıldı ancak bulguların deforme ve enseden giren kurşun çekirdeğinin kaybolmasından dolayı sağlıklı bir sonuca ulaşılamadı. Böylelikle de asıl failin tespit edilmesinin önüne engel konulmuş oldu. Türkiye'deki Adli Tıp Kurumu'ndan sonuç alamayan Elçi'nin avukatları, olayın failinin bulunması için dosyayı Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü'ne gönderdiler. Buradan gelen sonuç daha önce 3'ten fazla olan şüpheli sayısını değerlendirerek kuvvetli şüpheli olarak gördükleri kişileri 3'e indirdi. Bu 3 şüphelinin de orada bulunan polislerden oluştuğu vurgulandı. Londra Üniversitesi'nden gelen raporda şu ifadelere yer verilmişti:

"Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde, saat yaklaşık 10:55’te, 7 saniye 12 karelik bir süre diliminde tek bir mermiyle vurularak öldürülmüştür. PKK mensuplarından ikisi de öldürücü atışı yapmamış görünmektedir. Araştırmaya konu olan zaman aralığında yapılan bütün atışların benzer ses profilleri vardır. Bu süre içinde kayda değer derecede uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delil yoktur. Üç polis memurunun (A, C ve D) Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattı vardır ve silahlarını birden çok kere ateşledikleri görülmektedir. Aralarında polis memuru C, Elçi’ye yönelik açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memurdur. Araştırma olay yerindeki polis memurlarından kesin olarak hangisinin Elçi’nin ölümünden sorumlu olduğunu tespit etmemekle birlikte, kuvvetli suç şüphesi altında olan polis memurlarını saptamıştır. Öldürücü atışın Elçi’yi vurma kastıyla yapılmış olup olmadığının saptanması araştırmanın kapsamı dışındadır."

ELÇİ DOSYASININ İLK DURUŞMASI

Elçi, katledildikten yaklaşık 5 yıl sonra, 3 Nisan 2020 tarihinde dosyasının iddianamesi kabul edildi. Akabinde 21 Ekim 2020'de ise dosyanın ilk duruşması görüldü. Pandemi koşullarından dolayı katılımın sınırlı tutulduğu duruşmada, mahkeme heyetinde normalde bir savcı olması gerekirken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı bu dosyanın duruşmaları için 3 savcı görevlendirdi. Söz konusu ilk duruşmada sanık polislerden 3'ü farklı kentlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağladılar. Duruşma esnasında sanıkların müdafileri hazurda bulunmadıkları gibi, bağlandıkları mahkemelerde naib hakim de atanmamıştı. Ayrıca sanıkların yüzleri de net olarak seçilememesinden dolayı, ceza yargılaması olmazsa olmazı olan çapraz sorgu gerçekleşemedi. Elçi'nin avukatları bu duruma defaatle muhalefet etseler de, mahkeme heyeti itirazları kabul etmedi. Avukatlar, buna karşılık reddi hakim talebinde bulundularsa da talepleri reddedildi.

'ÖLECEKSEM, DÖRT AYAKLI MİNARE'NİN ALTINDA ÖLEYİM'

Söz konusu üniversitenin raporu detaylı izlenip okunduğunda A, C ve D olarak kodlanan polislerden C ve D'nin Tahir Elçi'nin katili olduğu kesin. Zaten sokakta sadece iki YPS'li ve polislerin silah kullandığı göz önünde bulundurulduğunda ve Londra Üniversitesi'nin "iki militan" olarak nitelendirdiği YPS'lilerin atış hatlarının Elçi'ye dönük olmadığı da netleştiğinden dolayı, geriye polislerin silahlarından çıkan mermilerin Elçi'yi katlettiği gerçeği kalıyor. Elçi'nin 14 Ekim ve 28 Kasım tarihleri arasında aldığı yığınla tehditten de yola çıkarak, kendisinin planlı ve programlı bir şekilde katledildiği sonucuna varmak mümkün. Kısacası, Türk devleti '90'lı yıllarda işkencelerde katledemediği Elçi'yi ve onun iradesini bu kez 28 Kasım 2015 tarihinde Amed'de, Dört Ayaklı Minare'nin ayakları altında katletti. Elçi, katledilmeden bir gün önce bir meslektaşı ile konuşurken, "Öleceksem Dört Ayaklı Minare'nin altında öleyim" demişti.

Yarın: Tahir Elçi dosyası avukatlarından Barış Yavuz ile Mahsuni Karaman ve katledildiği gün yanında bulunan Av. Baki Demirhan'ın değerlendirmeleri