Tiyatrocu Yosunlu: Sanatçı iktidarın baskılarına direnmeli

İktidarın, devlete bağlı tüm kurumlara kendi ideolojisini dayattığını belirten tiyatro oyuncusu Volkan Yosunlu, sanat ve sanatçının öz olarak politik duruşa sahip olduğu için iktidarın baskılarına karşı direnç göstermesi gerektiğini ifade etti.

Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte toplumun muhalif olan tüm kesimlerine yönelik baskılar artarken bu alanlardan bir tanesi de sanat oldu. Gerek çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yaşanan ihraçlar, gerekse de iktidarın tekeline almaya çalıştığı devlet tiyatroları, bu sürecin değişim ve dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Tiyatro oyuncusu Volkan Yosunlu, iktidarın devlete bağlı tüm kurumlara kendi ideolojini dayattığını belirtti.

Sanat ve sanatçının özü itibariyle politik ve muhalif bir duruşa sahip olmasından dolayı baskılara maruz kaldığını ifade eden Yosunlu, buna karşı direnç göstermek gerektiğini belirtti. Sanat ve sanatçının hiçbir hakim iktidar ile bağ kuramayacağını söyleyen Yosunlu, “Sanat, bulunduğu yer itibariyle sorgulama yapar. Sanat, 'nasıl daha insanca yaşanır? diye sorgular. Şu anki sanat durumu da bu yönde devam ediyor” dedi. Türkiye’deki sanat camiasının bir yandan ödenekli bir yandan da özel sektör olarak hayatına devam ettiğini belirten Yosunlu, “Ödenek alarak sanat yapan kurumlar devletin herhangi bir yapısından farklı çalışmıyor. Köhneleşmiş bir yapı var. Bu yapı devletin müdahalesi ile düzeltilemez. Bu iktidar bunu beceremez” dedi. İktidarın kendince ‘daha önemli’ işlerinin olduğunu söyleyen Yosunlu, “İktidar; cihat kavramını eğitim müfredatına sokmak, kadın ve erkek ayrımını pekiştirmek, bize çok uzakmış gibi gelen çocukları dahi türbana sokan bir anlayışı dayatmakla meşgul. Eğitimde dayatılan gericilik aynı zamanda sanat kurumlarına da eşzamanlı olarak dayatılıyor” ifadelerini kullandı.

‘TOPLUMSAL TEPKİ YÜKSELMELİ’

Sanat ve eğitim üzerinden hayata geçirilen düzenlemelerin ortak payda üzerinden yapılandığını dile getiren Yosunlu, iktidarın elinde tuttuğu kurumlara kendi ideolojisini dayattığını dile getirdi. Devlet Opera Balesi’nde bir dönem yayınlanan "Balet ve balerinlerin tayt giymesi yasaktır" genelgesinin devletin sanat alanında gericileştirmeye yönelik en net örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Yosunlu, bu tür yasaklamalara karşı sanatçıların yoğun olarak tepki gösterdiğini söyledi. Devlet veya iktidarın toplumsal tepkiler ile değişebileceğini düşünen Yosunlu, “İktidar, yeniden taşlar örmeye çalışıyor; ama bizim de bu duvara karşı tepkimiz de giderek yükselmeli” dedi.

‘ÖZEL TİYATROLAR DAHA CESUR’

Devlete bağlı olmayan özel tiyatro salonlarının daha cesur ve özgür oyunlar çıkarabildiğini ifade eden Yosunlu, bunun sebebi olarak da devlete maddi anlamda bağlı olmadıklarını gösterdi. Özel tiyatro sahnelerinin de dolaylı olarak baskıya maruz kaldığına değinen Yosunlu, “Özel tiyatro salonlarına da direkt olmasa da çok ciddi vergi yükü ile kısıtlamalar var. Toplumda yaşanan hengame, katliamlar, baskı bize de bir şekilde ulaşıyor. Devlet baskısını biz de paralel olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

DİRENME ÇAĞRISI

Yosunlu, yaşanan tüm olaylara rağmen bir sanatçının umudunu yitirmemesi gerektiğini ifade ederek, “Benim işim umuda bağlı bir iş. Umudumu tükettiğimde üretemez hale gelirim ve kendimi tüketmiş olurum. Her türlü baskı ortamından, faşizmden dünya halkları özgürlüğü çıkartmıştır. Bizde de böyle olacağını biliyorum ve bunun mücadelesini vermeyi sürdüreceğim. Sanatçı kişiliğimle ile bunu ortaya koymaya devam edeceğim” diyerek toplumun tüm kesimlerine direnme çağrısında bulundu.