YPS Komutanı Bagok: Faşist çeteleri yenilgiye uğratacağız

Mardin’in Nusaybin ilçesindeki YPS komutanlarından Deniz Bagok, Kürtlerin özyönetim alanlarına toplum olarak sahiplenmesi gerektiğini ifade ederek, Kürdistan’daki faşist çeteleri yenilgiye uğratacaklarını belirtti.

Kuzey Kürdistan’da Öz Yönetim ilanı ile birlikte kentlerde Halk Meclisleri tarafından kurulan YPS/ YPS-J, tüm dünyanın dikkatini çekmeye başladı. Birçok kentte böyle bir oluşuma neden ihtiyaç duyduklarını ANF’ye anlatan YPS Nusaybin Komutanlarından Deniz Bagok, toplum ile ilişkileri, YPS’ye yönelik eleştiriler, Kürt halkının hak mücadelesi sonucunda tarihte yaşadığı isyanların sonucunda yaşadıkları ile Ortadoğu’daki kaos aralığında halkların baharını konuştuk.

Başta YPS nedir? Bize bu örgütlülüğü kısaca anlatabilir misiniz?

YPS’nin (Yekiniyên Parastina Sivil) inşa amacı, halkımızın bildiği gibi önce YDG-H vardı. Halk, gençlerin öncülüğünde direnişini yükseltiyordu. Halkımızın savunmasını yapan gençlere yönelik düşmanın saldırısı karşısında kurulan YPS, şuan halkını, mahallesini ve sokağını korumak amacıyla örgütlü yapılarımız aktif görev almaktadır.

Şu an Ortadoğu’da yaşan savaşta topluma dayatılan mevcut sistem artık halkı yönetebilecek durumda olmadığını gösteriyor. Kürt Halk Önderliğinin de dediği gibi; Ortadoğu’da halkların baharının gelişebileceğini söylemişti ve bu bahar, Kürt halkının verdiği özgürlük mücadelesi ile başladı. Bugün tüm Ortadoğu’yu kasıp kavuran bu yangının ortasında Kürtler kendi coğrafyasında baharın müjdeleyicisi oldular. Öyle görünüyor ki bu kaos aralığından kurtulmanın tek çıkış yolu da Kürt halkının kurmak istediği sistemle mevcut olacağı tüm dünyaya kanıtlamış oldu. Bugün Kürdistan Rojavası gibi Bakur’da da halklar, kendi özerkliğini inşa etmek için nasıl örgütleyeceğini, özgürleşeceğini ve bu temelde nasıl direneceğini de gösterdi.  Bunun için geldiğimiz aşamada artık Kürt halkını kardeşlik adı altında nasıl uyutacağını ve kandıracağını düşünen devletin tüm komplo ve planları da bu süreçte boşa çıkartıldı. Türk devletinin son dönemde Kürt halkına yönelik yaptığı vahşi saldırıları ile Kürdistan ve Kürt halkını bir sömürge zihniyeti ile ele aldığı açığa çıkmıştır. Türk devletinin kuruluş temelleri, Kürtlerin köleliği üzerine inşa edilmiştir. Onun için Kürtler kimseden bir beklenti içerisine girmeden kendi savunma, örgütlenme ve yaşaman her alanını elimizde tutmamız gerekiyor. Bu süreç sadece Kürt gençlerine bırakmamak gerekiyor. Özyönetim alanlarının tamamına toplum olarak sahiplenmemiz gerekiyor. Çünkü Türk devleti Kürtleri sömürgesi olarak görmekten hiçbir şekilde vazgeçmeyecektir.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana çok sayıda Kürt isyanı oldu. Kendini yönetmekte ısrar eden Kürtler 10 binlerce insanın ölümüne rağmen statü sahibi olamadılar. Kürtlerin böyle bir katliam ile karşı karşıya kalabilme ihtimalini görebiliyor musunuz?

Dersim katliamı gibi Kürt halkı nice katliamlarla karşı karşıya bırakıldı. Ancak Kürt halkı eskiden maruz kaldığı katliamlardan farklı bir direniş ile devlet güçleri karşısında mücadele ediyor.  Şimdi YPS üyesi olan her birey kendi mahallesinde, sokağında görevlendirilmiştir. Şuan sadece gençler yoktur. Üyelerimizin bir kısmı evli ve çocukları bulunmaktadır.   Bazı sokaklarda baba- kız, yada baba oğul aynı sokağın savunmasını yapıyor. Öyle Türk devletinin anlattığı gibi ‘hendeklerin arkasındakiler dışarıdan gelmiştir’ bunlar tamamen safsatadır. Çünkü bu halk, kendi tarihinden ders çıkartarak direniyor. Kürt halkı ulaştığı bilinç, direnmeden özgür bir yaşamın imkansız olduğunu biliyor.

Ama devlet yetkilileri sürekli ‘onları kazdıkları hendeklere gömeriz’ tehdidinde bulunuyorlar…

Devlet, ‘biz onları hendeklere gömeceğiz, hendekler onların sonu olacak’ bu da bir safsatadır. Bu halkı nasıl tümden yok edecekler? YPS kimdir? Bu halk değil midir? Bakınız halkımız asla yok olamayacağına göre bunların siyaseti halkın onurlu direnişi karşısında tarumar olacak. Halkımız da kendi haklarını bu kez kavuşacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ancak şüphesiz özgürlüğe ulaşmak için bedel de ödemek gerekiyor. Biz de bedel ödemeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Bu halkın zaferi için biz hazır olduğumuzu, halkımızda kendi yarasına ilaç sürmekten başka da şansı yoktur. Halkımız hakkını ve hukukunu bildiği için devletin tank ve topları halkın gücüne karşı işlevsiz durumda olduğunu görüyoruz.  En büyük güç halkın örgütlülüğüdür. Örgütlü bir toplumu tank, top ve uçaklara yok edilmeyeceği artık ispatlanmıştır.

Devletin merkez medyası sizi ‘PKK’li olarak yansıtıyor. Yani HPG’li olduğunuzu ve kentlerde yaşanan her can kaybının ardında ‘bu kadar terörist öldürdük’ haber bültenleri açıklamalarını veriyor. Genelkurmay’ın yaptığı bilanço açıklamaları için ne demek istersiniz?

Devletin en büyük amacı toplumu bölüp parçalayarak hükmünü sürdürmeye dönüktür. Bizim bu zihniyete karşı genel perspektifimiz ise, şu an hakim olduğumuz mahallelerde kominal bir yaşam esastır. Türk devletinin basın yolu ile halkımız ve örgütlü yapımıza dönük çirkin iftira ve karalamalara cevap dahi vermeyi uygun görmüyoruz çünkü biz bu halkın evlatlarıyız onlar ise ailelerimizin, bizlerin yaşamını esir almaya çalışan faşist sömürgeci güçlerdir. Buna rağmen güya biz halkımızın evlerine zorla el koyuyoruz. Nereden üretiyorlar? Bu yalancı ve ahlak dışı söylemleri ile ancak batıdaki halkları kandırabilirler. Şimdi amaçları YPS’yi terörist ilan etmek için bu tür kirli söylemler içerisine giriyorlar. Oysaki biz bu halkın birer evlatlarıyız hatta çoğunluğumuz bırakın mahalle yada sokak başında nöbet tutmayı, kendi evinin avlusunda savunmasını yapan arkadaşlarımız bulunuyor. Çoğumuz da kapımızın önünde nöbet tutuyoruz.  Burada mahallelerimizde 5 çocuk annesi katlediliyor ve buna ‘terörist öldürdük’ diyorlar. Bunlar belgelerle ortada olmasına rağmen halkın göz önünde yaptıkları katliamlara karşı halk nasıl buna göz yumar? Hiç görülmüş mü bir halka yönelik saldırı geliştirilmiş o halk ta kendini savunmadığını? Onun için bu halk çocuklarını ölümüne sahipleniyor. Bu coğrafyanın çocuklarıyız kendi toplumumuzu savunmak ta bizim en doğal hakkımızdır.

Başta dediğim gibi bu sistem Kürt halkının inkarı üzerine inşa edildiğini söyledik. Şimdi bu inkarcı sistem halkın direnişini yalanlarla örtbas etmeye çalışıyor. Her gün ‘yüzlerce terörist öldürdük’ diyorlar. Biz YPS Komutanlığı olarak kamuoyunu yanıltan açıklamaları yapan Genelkurmay’a çağrıda bulunuyoruz. Katlettiğiniz üyelerimizin kimliklerini o zaman açıklayın. Böyle bir şey yok. Neden sadece yaptığı açıklamada kalıyor? Katledilen YPS üyeleri, gençlerimiz, annelerimiz, yaşlı ve çocuklarımız katlediliyor ve bunlar tüm kamuoyunun gözü önünde gerçekleşiyor. Hepsi de basının gözü önünde gerçekleşiyor. Genelkurmay’ın tek amacı var; verdikleri zayiatı kamufle etmek için, diğer yandan Türk halkının asker ve polis kayıpları için kendilerine tepki göstermemek için devreye konulan çirkin bir yöntemdir.

Nusaybin’de de defalarca sokağa çıkma yasağı ilan edildi… Burada mahallelere yönelik yapılan saldırılarda yer alan asker ve polislerin içinde bulunduğu psikoloji size yansıması nasıl?  

Başta burada ‘ben insanım’ diyen bir birey gördüğü vahşi uygulamalar karşısında psikolojisi alt üst oluyor. Özellikle askerler için bunu söylemek istiyorum; Onlar bu halkın çocuklarıdır. Onun için askerlerin bize karşı savaşmaları kabul edilemez bir durumdur. Bu sistem askerleri bilinçli bizi karşı karşıya getirmektedir. Ancak bu paralı asker ve özel timler ise, DAIŞ’ten hiçbir farkları bulunmuyor. Esedullah timi gibi isimlerle ortaya çıkanlar tam anlamıyla barbar kişiliklerdir. Onun için halkımıza yönelik her türlü vahşi yöntemlere başvuruyor.   Başta dediğim gibi bu barbarlarla hareket etmek zorunda kalan askerlerin psikolojisi altüst oluyor. Öncelikle devletin yetimhanelerine yetiştirilip eğitilen özel timlerin toplumsal ahlaktan, değer yargıları olmayan bu kesimi şu an Kürdistan’da halkın üzerine saldırtıyorlar. Bu ölüm makinesi olan faşist timler, gençlerin tarihi direnişi karşısında bozguna uğrayacaklar. Bu gençler, bu halk gerekirse kendi bedeninden duvarlar örerek kendi yaşam alanlarını koruyacaktır. 

Özyönetim ilanından sonra Türkiye siyasetinin çeşitli partilerinde yer alan bazı Kürt çevrelerin ‘Hendek- barikat’ ve özyönetim kararına tepki gösteriyor. Bu tepkiler size de geliyor mu?  

YPS olarak bize yönelik gelen eleştirilere her zaman açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Halkımızın eleştirine özeleştiri vermeye de hazırız. Ancak son dönemde halkımıza yönelik devlet katliamı yerine şahsımıza eleştiri yapan siyasetçiler başta bu halkı siyasetten korumayı beceremediği için halkımıza özeleştiri vermek durumundadır. Eğer bize dönük yapılan eleştiriler yerli yerinde olursa bundan ne sıkılır ne de hesap vermekten kaçınırız. Ama Kürt toplumunda bir kısım işbirlikçi AKP’li milletvekilleri bulunuyor. Bunlar halkımızın gözünde kendini satan kişiliklerdir. Kendi toplumuna,  diline ve toprağına karşı zulüm eden sistemi çıkarları uğruna eleştirmeyen bu kişileri de biz Kürt bireyi olarak kabul etmiyoruz. Halkımızı hendeklerle korumaya çalışmamızı doğru görmeyenler de onların halen sisteme inancı olduğunu, sistemden bir beklentilerinin bulunduğu ve demek ki kölelik onların hoşuna gidiyordur. Eğer şimdi mahallelerimizde hendekler olmazsa, her gün polis kapılarımıza dayayıp gençlerimizi alır, annelerimize hakaretler etmeye devam edecektir. Şimdi bile binlerce gencimiz zindanlarda esir olarak tutuluyor. Yüzlerce ölümü bekleyen hasta tutuklu bulunuyor. Birçok arkadaşımız zindanlarda resmen ölüme terk edildi. Şimdi bütün bunlara karşı bir alternatifi olmayan kişiler bizi nasıl eleştirebiliyor? Bakınız bu sistemin barbarlığına karşı ortaya bir alternatif koymuş bulunmaktayız. Devlet yıllarca halkımızı çözüm süreci ile uyutmaya çalıştırıldı. Bu süre zarfında halkımıza yönelik her türlü zulme başvuruldu. İçinde bulunduğumuz süreçte devletin asker ve polisine karşı kendimizi korumaktan başka bir şansımız bulunuyor mu?

YPS, özyönetim modelinin savunma temelinde mi sadece örgütleniyor?

YPS savaşı sadece silahlı savunma değildir. Özyönetim sağlıktan, ekonomiye yaşamın her alanında devletten bağını kopartmak anlamına geliyor. Devletin kurumlarını eğer tanımıyorsak o zaman kendi kurumlarımız üzerinde sistemini inşa edeceğiz. Bundan sonra Ankara’dan buraya gelerek bize zulüm etmesine müsaade etmeyeceğiz. İyi ya da kötü biz kendimizi yönetmekten başka yaşam şansımız kalmamıştır. Onun için bu konuda herkes bu süreci günübirlik ele almamalıdır. Bugün Cizre için topyekün bir ayaklanma olsaydı finalimiz yıllar değil, aylar alacaktı. Artık halkımız bu durumda tavrını ortaya koyarak kendi cevherini açığa çıkarmalıdır. 

...