Türk suikast timi Fransa merkezli, Saray ile doğrudan bağlantılı

Belçika’da Kürt yetkililere karşı suikast planlayan ekip deşifre oldu ve benzeri görülmemiş bir dava açıldı. Soruşturma suikast timinin kimlikleri tespit edilirken, Fransa’da üslendikleri ve Ankara ile doğrudan bağlantıları ortaya çıktı.

KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar’a yönelik Haziran 2017’deki suikast girişimine ilişkin yürütülen soruşturma ardından, 18 Haziran’da dava açılmasına karar verildi. 1 Ekim’de (bugün) başlayacak dava, Avrupa’da Kürtler ve Türkiye açısından bir ilki ifade ediyor.

Zübeyir Aydar, "Türk devletinin siyasetçilere karşı düzenlemek istediği suikast girişimi deşifre oldu ve yabancı bir ülkenin mahkemesinde yargılanacak" dedi.

Belçika yargısı, daha önce 2018 yılında PKK’nin yürüttüğü mücadeleyi “Kürtler ve Türk devletini karşı karşıya getiren, uluslararası olmayan silahlı bir çatışma” olarak tanımlamış ve terörist bir örgüt olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmişti.

Brüksel adaletinin elinde şimdi de patlayıcı niteliğe sahip bir dosya var. Savcılık ilkin yetkisizlik kararı verilmesini istemiş, ancak dosyadaki kanıtların güçlülüğü karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Dosyaya yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre, özellikle teknik takip sonucunda önemli bilgilere ulaşıldı. Soruşturmacılar, iki kişi arasındaki telefon görüşmesinde “kan gölüne çevirme” planı yapıldığını tespit etti. Bu ifadeler, soruşturmanın daha da ciddiye alınmasına yol açtı.

İfadeler, Türk suikast timinin yer aldığı aracın 2017’de Brüksel’de “rutin” gibi gösterilen polis kontrolüne takılmasından önce, Zekeriya Çelikbilek’in yaptığı bir telefon görüşmesinde geçiyor. Keşif çalışması yapıldığı ve suikast için materyal arayışının olduğu soruşturmada açığa çıktı.

TEKNİK TAKİPTEN ÇIKAN BİLGİLER

Çelikbilek Fransa’da yaşadığı için ekibin diğer bir üyesi olan “albay” lakaplı Yakup Koç da Fransa’ya geçerek, oradan harekete geçti. Yakup Koç, Belçika’da polis kontrolü yapıldığı sırada üzerinde Türk polisine ait bir kimlikle dikkat çekmişti.

Bu nedenle Belçika yargısı, Fransız makamlarından uluslararası adli iş birliği çerçevesinde bir soruşturma yürütmesini istedi. Fransız polisi, suikast ağında yer alanların telefonlarını dinlemeye başladı.  Ortaya çok çarpıcı bilgiler çıktı. Bunların sadece bir kısmı Belçika adaletiyle paylaşıldı.

Telefon dinlemeleri sonucunda sadece Çelikbilek ve Koç değil, bir grup insanın biriyle bağlantılı olduğu anlaşıldı.  Zübeyir Aydar, “Bu ekibin şefi Yakup Koç” diyor.

Zaman içerisinde soruşturma ilerledikçe, tüm bu kişilerin bir istihbarat ve suikast ağı içerisinde olduğu görüldü. Söz konusu olan birbirleriyle bağlantı halinde olan, birlikte hareket eden ve tümü de Paris’teki Türk Büyükelçiliği ile bağlantılı kişiler. Tüm bu kişilerin aynı zamanda Ankara ile bağlantısı olduğu tespit edildi. Grubun Ankara’daki bağlantıları ise sıradan değil, doğrudan Saray’a bağlı.

Suikast ve casusluk ağında yer alanların profilleri de ilginç. Biri görüntüde “ikinci el otomobil” işi yapıyor. Örneğin, Çelikbilek elektrik mühendisi olarak dikkat çekiyor.

YEŞİLYURT ANKARA’YA NE GÖNDERDİ?

Arka planda farklı bir tablo var. Telefon dinlemelerinde, aralarından biri “Yarın vatan için Belçika’ya gitmem gerekiyor” diyor. Soruşturmaya yakın kaynaklar Yeşilyurt’u yaşamda “tutunamayan”, “başarısız” tiplerden biri olarak ifade ediyor. Belçika’daki dosyada adı geçiyor. 2017 yılı içerisinde Belçika’nın Gent kentine giderek, “Türk iş adamı” Necati Demiroğulları’ndan bir otomobil temin etmiş ve bununla Ankara’ya gitmiş. Demiroğlulları aynı zamanda Yakup Koç’un damadı ve suikast timinin tüm lojistik işlerinden sorumlu.

Demiroğulları, Yeşilyurt için sahte belgeler yaparak, araç “şirket aracı” olarak, Yeşilyurt’u da “şirket çalışanı” olarak gösteriyor. Yeşilyurt, bu işlerin olması için de Yakup Koç’u devreye koyuyor. Koç, damat Demiroğulları’ndan işi halletmesini istiyor. Bu amaçla Yeşilyurt’tan pasaportu ve diğer gerekli belgeler talep ediliyor. Soruşturmada Demiroğulları’nın WhatsApp’ında söz konusu pasaport ve diğer belgelerin kopyalarına ulaşılıyor. Böylece Belçika yargısı Yeşilyurt’a ilişkin soruşturmayı daha da derinleştirmeye karar veriyor.

Trabzon nüfusuna kayıtlı Yeşilyurt, 8 Nisan 2021’de 41 yaşındayken “Covid-19” nedeniyle öldü. Cenazesi de memleketine gönderildi. Bir ara İrfan Yeşilyurt, Chronopost ile İstanbul’a bir koli gönderirken tespit edildi. Dosyaya yansıyan bilgilere göre Yeşilyurt Cronopost’u arayarak paketinin neden adresine ulaşmadığını sordu. Sinirlendi. Crhonopost, pakette ne olduğunu sorunca, İrfan Yeşilyurt bir isim listesi ve telefon numaraları olduğunu söyledi. Daha sonra Fransız polisi de Yeşilyurt’u sorguladı. Polis de Yeşilyurt’tan İstanbul’a ne gönderdiğini sordu. Yine ilkin isim ve telefon numaralarının olduğu bir liste olduğunu iddia etti. Polis ne tür bir isim listesi olduğunu sorunca tutarsız bir yanıt aldı. Yeşilyurt, Fransa’daki mezarlıklara giderek, buralarda defnedilen Türklerin isimlerini yazıp Ankara’ya gönderdiğini savundu. Ancak ölülerin telefon numaralarının olması garipti.

Yeşilyurt’a ilişkin dikkat çeken bir gelişme daha yaşanıyor. Belçikalı soruşturmacılar, Yeşilyurt’un Schengen sahasında gizli bir uyarı sistemine takıldığını fark ediyor. Yani Yeşilyurt sınırı her geçtiğinde ilgili birimlere iletiliyor. En azından Fransızlar bir şekilde Yeşilyurt’u takip ediyor. Nereye gittiğini öğrenmek istiyor.

Belçikalılar bu durumu Fransızlara sorduğunda yanıt vermiyorlar. Sonra Fransızların garip bir şekilde Yeşilyurt’u Schengen uyarı sisteminden çıkardığı, izlerini sildiği anlaşılıyor. Belçikalı savcı da, ilkin Yeşilyurt’un belki bir kafede kavga çıkarması nedeniyle takibe alındığını savunarak, soruşturmayı kapatmak istiyor, ancak bir kavga için Avrupa düzeyinde arama çıkarılması “saçma” bulunarak savcının talebi ciddiye alınmıyor.

ÖZEL EĞİTİM ALMIŞLAR

Bu ağ içerisinde tespit edilen bir diğer isim, Sami Koç olarak dikkat çekiyor. Kendisi Yakup Koç’un yeğeni. “Avni” adlı bir kişi daha var. Fransız polisi bunları takip ettiğinde, özel eğitim aldıklarını fark ediyor, zira bu grup telefon dinlemelerini engellemek için bir teknik kullanıyor. Diğer bir ifadeyle, telefon dinlenmesinin nasıl engelleneceğini biliyorlar.

MERKEZ ÜSSÜ FRANSA

İstihbarat çalışması yürüten bu ekip, aynı zamanda Belçika’ya gönderilenleri organize eden ekip olarak öne çıkıyor. Soruşturmada, Belçika’ya gönderilen suikast ekibinin merkez üssünün Fransa olduğu ortaya çıktı.

Hepsinin Türk büyükelçiliği ve Ankara ile bağlantıları var. Telefon dinlemelerinde özellikle Yeşilyurt ve Mustafa Keskin isimli kişilerin Türk büyükelçiliği ile ilişkileri dikkat çekiyor.

ÇOK ÖNEMLİ BİR FOTOĞRAF: TANRIVERDİ VE SADAT

Dosyada çok önemli bir fotoğraf da var. Çelikbilek’in cep telefonunda bulundu. Sorguda Çelikbilek, bu fotoğrafın Yeşilyurt tarafından gönderildiğini iddia etti. Fotoğrafta Yeşilyurt iki kişi arasında yer alıyor. Çelikbilek’e bunların kim olduğu sorulduğunda birinin aileden olduğunu, birinin Yeşilyurt olduğunu, üçüncüsünü ise tanımadığını söylüyor.

Çelikbilek’in tanımadığını iddia ettiği kişi, soruşturmacılar tarafından tespit edildi. Türkiye’yi bilenler için hem tanıdık hem de bir o kadar karanlık bir isim: Adnan Tanrıverdi. Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi ya da kısa adıyla; SADAT’ın kurucusu. Ama aynı zamanda Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel danışmanı. 30 yıl boyunca Genelkurmay Özel Harp Daire Başkanlığı ve KKTC Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı gibi görevlerde bulunmuş eski bir asker. Kara Harp Akademisi'nde dersler de veren Tanrıverdi’nin öğrencisi olan isimler arasında 15 Temmuz'da Genelkurmay Başkanı olan şimdiki Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da var. Erdoğan ile ilişkileri en az 1994’e dayanıyor. Aralarındaki ilişki 28 Şubat döneminden sonra yoğunlaştı, 15 Temmuz 2016’daki “darbe teşebbüsünden” sonra da yeni bir boyut kazandı. Nitekim bu tarihten sonra Tanrıverdi, Erdoğan’ın isteği ile güvenlik konularında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak görev yapmaya başladı. Devletin en tepesindeki güvenlik zirvelerine katılmaya başladı.

Aralık 2019’da İstanbul'da düzenlenen 3. Uluslararası İslam Birliği Kongresi'ne katılarak "Mehdi’nin gelişine hazırlanmamız gerekiyor" şeklindeki açıklaması ile de dikkat çeken Tanrıverdi, tepkiler üzerine 8 Ocak 2020’de hem başdanışmanlık hem de Güvenlik ve Dış Politika Kurul Üyeliği görevlerinden istifa etti.

Kuruculuğunu yaptığı SADAT, resmi olarak kaydını 28 Şubat 2012’de yaptı. O dönem emekli 23 subay ve alt subay vardı. Bugün 22 Müslüman ülkede, özellikle Trablus hükümeti nezdinde 64 danışmanı olduğu belirtiliyor. Suriye’deki silahlı grupların eğitimine doğrudan katılan SADAT, Türk askeri kamplarına rahatça girebiliyor. 2016-2017 ile 2018’de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı adlı işgal operasyonlarında silahlı çete gruplarına danışmanlık yaptı. Dış operasyonlarda kullanılan bu güç, ülke içerisinde de silahlı politik bir milis olarak kullanılıyor. Özellikle Tokat ve Konya’da kamplarının olduğu belirtiliyor. Ortaya çıkan bazı bilgiler dışında SADAT’ın gerçek faaliyetleri gizli tutuluyor.

SADAT’ın özellikle Müslüman ülkelerin hükümetlerinin güvenliği için çalıştığı iddia ediliyor. Ayrıca söz konusu hükümetler ile Türk savunma sanayisi arasında arabuluculuk da yapan SADAT, piyadeler, özel kuvvetler, deniz kuvvetleri ve hava kuvvetlerine yönelik eğitimler de veriyor. Yeni bir Türk Gladyosu olarak da değerlendirilen SADAT, ülke içinde ve ülke dışında operasyonları yönetiyor. Türk MİT’inin hem içeride hem de dışarıdaki operasyonları için bir örtü olarak kullanıldığı sanılıyor.

SADAT’IN AVRUPA’DA NE İŞİ VAR?

Bunlar bilinen bilgiler. Peki Avrupa’da nasıl bir örgütlenmeye sahip? Avrupa ülkeleri bu oluşumla ne kadar ilişki içerisinde?

Tanrıverdi, 2018’de Erdoğan ile birlikte Paris’i ziyaret etti. Resmi heyette ismi geçmiyordu. Bu ziyaret sırasında ne tür görüşmeler yaptığı, ne konuşulduğu ya da hangi konularda anlaşıldığı bilinmiyor.

İKİNCİ BİR FOTOĞRAF: SEYİT SERTÇELİK

Soruşturmada Paris’te üstlenen ve elektrikçi ya da ikinci el araba satıcısı olarak görüntü veren ekip, Tanrıverdi ve Sertçelik’i karşılamakla görevli oldukları ortaya çıktı. Ekibin her ikisiyle de bağlantıları var.

Erdoğan’ın Paris ziyaretinde, kendisine çok yakın bir isim daha vardı: Seyit Sertçelik. Daha uzun haliyle, Cumhurbaşkanı E. Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Politikası ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Seyit Sertçelik. Görünürde, daha çok Ermeni soykırımını inkar etmekle uğraşıyor.

Mart 2018’de Türk devleti tarafından işgal edilen Efrîn’de bir Türk cezaevini ziyaret ederken çekilmiş fotoğrafı var. Kendisi de Facebook sayfasında bu fotoğrafı paylaşmıştı. Ancak kamuoyuna yansımayan diğer fotoğrafları, Sertçelik’in çok daha ileri gittiğini gösteriyor. Örneğin, Avrupa’daki tetikçi ağı ile hem Paris’te hem de Ankara’da Saray’da çekilmiş fotoğrafları var.

Sertçelik’in özellikle iki fotoğrafı dikkat çekiyor. Biri Paris’teki Çelikbilek ile, diğeri Ankara’da Keskin ve Koç ile. Ankara’daki fotoğrafı çeken ise Zekeriya Çelikbilek. Bu üç kişi Sertçelik’i Ankara’da Erdoğan’ın Sarayı’nda bulunan bürosunda ziyaret etmiş.

Fransız polisi Çelikbilek’e bu kişinin kim olduğunu sorduğunda, “Paris’e gelen bir bay” olduğunu, ona “kılavuzluk” yaptığını ve adının “Sait” olduğunu öne sürüyor. Sertçelik’in bürosu sorulduğunda ise bir bakanlık veya “bunun gibi bir şey” olduğunu söylüyor. Paris’te kılavuzluk yaptığı için fotoğraftaki kişinin de (Seyit Sertçelik) Ankara’da ona “kılavuzluk” yaptığını savunuyor. Çelikbilek, gittiği büronun Erdoğan’ın Sarayı’nda olduğunu bilmediğini iddia ediyor. Ancak Çelikbilek’in Sarayı tanımaması ve Erdoğan’ın danışmanının da ona kılavuzluk yapması hiç de inandırıcı olmadı. 

ASKERİ ATAŞENİN ÇELİKBİLEK’TEN TALEBİ

Çelikbilek’in telefonunda bir kağıt ve Paris Büyükelçiliği’nde görevli bir askeri ataşenin isminin olduğu fotoğraflar da bulunuyor. Adı öğrenilemeyen askeri ataşe, bu kağıtta AKP için yaptığı her şeyi anlatıyor. Polis, Çelikbilek’e ne anlama geldiğini sorduğunda, Çelikbilek bu kez daha fazla detay veriyor. Önceki bir sorguda bir şey hatırlamadığını ve Alzheimer hastası olduğunu savunmuş.

Çelikbilek, askeri ataşenin Fethullah Cemiyeti ile bağlantılı olmakla suçlandığını ve kendisinden, eğer yakalanırsa söz konusu kağıdı Erdoğan’a vermesini istediğini söylüyor. Çelikbilek ve askeri ataşe, 2016’daki darbe teşebbüsünden sonra Paris’teki büyükelçilikte bir araya geldiğinde kendisine böyle bir yazılı talep iletilmiş. Bu durumda Çelikbilek, iddia ettiği gibi sadece “elektrikçi” ise, askeri ataşenin neden Erdoğan’a iletilmesi gereken mesajını Çelikbilek’e teslim ettiği yerinde bir soru olarak öne çıkıyor. Özcesi, askeri ataşe Çelikbilek’in Ankara ile doğrudan bağının olduğunu biliyordu. 

ZİRVEYE DOKUNMAYA BİR MİLİMETRE KALDI

Kuşkusuz soruşturmada ortaya çıkan tüm bilgiler bu kadarla sınırlı değil. Özellikle Fransız makamlar çok daha detaylı ve geniş bilgilere sahip. Ancak Belçika’daki soruşturma ile çok sınırlı düzeyde bilgi paylaşımı oldu. Kısaca, Fransız makamlar, paylaştığı bilgilerden çok daha fazlasını biliyor. Ayrıca bu kişilerin Fransa’da neden rahatsız edilmedikleri ya da yargılanmadıkları önemli bir soru olarak duruyor. Bununla birlikte Tanrıverdi ve Sertçelik’in Paris ziyareti de açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.

AYDAR: 7 BİN SAYFALIK DOSYA VAR, ERDOĞAN’A UZANIYOR

Zübeyir Aydar, Türk devletinin yurtdışında bir suç örgütü oluşturduğunu belirtiyor. Aydar, “Önlerinde 7 bin sayfalık bir dosya var. Bu dosyada çok açık bir şekilde bir suç şebekesinin varlığı deşifre ediliyor. Bütün açıklığıyla suikast planları deşifre olmuş ve bunun MİT’e, Türkiye hükümetine hatta Tayip Erdoğan’a dayandığı net bir şekilde dosyada mevcut" dedi.

Davada nereye kadar gidileceği henüz bilinmiyor. Ancak soruşturmaya yakın bir kaynak, “zirveye” dokunmaya bir milimetre kaldığını söylüyor. Geriye, “zirveye” dokunulabilecek mi sorusu kalıyor.