Doğa Viyan devrimci operasyonuna dair tarihe birkaç not

Her biri isyan çığlığı olan bu zılgıtlarda kaybedilmiş en güzel zamanlar yeniden doğuşunu yaşıyor. Ateşin başında coşkuyla, sevinçle halaya duran, o eski zaman tanrıçalarının sesi duyuluyor sanki.

İnsanlığın ilk şarkısını söylüyor onlar. Sokaklarda, halaylarda, ceng meydanlarında... Asırlardan beri yükselen “Ekmek ve Gül” haykırışları, “Onur ve Özgürlük” çığlıklarına dönüşüyor Girê Cûdî semalarında. Kadınlar sömürgeciliğin her türünden intikam alırcasına vuruyor; elleri tetikte, tilili var dudaklarında.

Yıla etkili eylemlerle giriş yapan HPG ve YJA Star güçleri son eylemlerinde 37 işgalciyi cezalandırdı ve Girê Cûdî’de işgalcilerin yerleştiği en büyük mevziyi süpürerek yıl açısından başarılarına bir yenisini daha ekledi.

17 Şubat’ta gerçekleşen eylem görüntülerinden bir kısmı Gerilla TV tarafından yayına verildi, günlerce bu eylem üzerine tartışmalar yürütüldü. “İşgalciliğin trajik sonu” olarak değerlendirilen bu eylemlerle gerilla bir kez daha hem eylem kabiliyetini ortaya koydu, hem de “teknik ve istihbarata” dayalı işgalciliğin savaş tekniğine ağır darbeler indirdi.


Girê Cûdî’ye konumlanmaya çalışan işgalcilik benzeri girişimlerinde sonu hüsranla biten aynı sonucu daha önce de yaşamıştı. Bu sonucun yaşanmasında gerilla taktiklerini zenginleştirerek, profesyonel gerilla tarzıyla işgalciliğin üstüne gidenlerden biri de YJA Star gerillalarından Doğa Viyan’dı. 17 Şubat’ta gerçekleşen devrimci operasyona da adı verilen komutan Doğa Viyan’ın ruhu bu kez kadın gerillalarının etkili vuruşlarında can buldu. Gerilla TV’nin yayınlamış olduğu son eylem görüntülerinde bu gerçeklik tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor.

‘DIREVIN, BIÇIN SER’

Üzerine konuşulması, yazılması gereken öyle çok ayrıntısı var ki bu görüntülerin hangi birini anlatsak diğerine haksızlık olacakmış gibi bir his var. Doğaca kuşanmış kadın gerillaların sömürgeciliğin üstüne yürüdüğü anlarda PKK’de yaratılan özgür kadın gerçekliği kendisine hayran bıraktırıyor. Görüntülerdeki bir kadın gerilla ‘Direvin, direvin! Biçin ser!’ diyerek eylemi koordine ediyor. Sese yansıyan öfke binlerce yıllık, özüyle buluşan kadının intikam çığlığı olup taşıyor Girê Cûdî’nin zirvelerinde. Öyle ki kadını saçlarından sürükleyen, sokak ortasında bıçak darbeleriyle lime lime eden, tecavüz edip ruhunu öldüren erkeklik kadın gerillaların mermilerinden arkasına bile bakmadan olabildiğince uzağa kaçıyor. Atlayıp intihar etmesine alıştırıldığımız kadın gerçekliği o anda ters yüz ediliyor. Çünkü bu kez uçurumlara koşan binlerce yıllık kölelik, binlerce yıllık tecavüz oluyor. Kürt kadının sömürgecilik karşısındaki duruşunun temsili olan o coşkulu ses kaçsalar bile sömürgecilerin YJA Star gerillalarının hedefinden kurtulamayacaklarının ispatı oluyor. Ardından insanlığın en eski şarkısı, zılgıtlar (tilili) yükseliyor.

‘AGIR KETE DILÊ ENQERÊ’

Her biri isyan çığlığı olan bu zılgıtlarda kaybedilmiş en güzel zamanlar yeniden doğuşunu yaşıyor. Ateşin başında coşkuyla, sevinçle halaya duran, o eski zaman tanrıçalarının sesi duyuluyor sanki. Cayır cayır yanan işgalciliğin kalelerinin yanı başında ,“Agir kete dilê Enqerê” diyen kadın gerilla, tüm bunları bize bir bir hatırlatıyor bir kez daha. An tarih oluyor, tarih anda yeniden yazılıyor o anda. Dağların zirvelerinde cayır cayır ateşe verilen sömürge kaleleri, zalimlerden kurtuluşun da müjdesi oluyor. Bir kez daha bize hatırlatıyor kadın gerillalar; düşmanı düşmanın silahıyla vurmayı bilmek gerek. Günü geldiğinde zalimden intikamını misliyle almak gerek. O yüzden çok anlamlıdır Kürt kadınının Girê Cûdî’de işgalciliği ateşe vermesi; “Benzin nerede?” diye sorması.

DİRİ DİRİ YAKILAN KADINLARIN İNTİKAMIDIR

Bu, tekstil fabrikalarında diri diri yakılan 8 Mart kadınlarının intikamıdır çünkü. Bu Maraş’ın, Madımak’ın intikamıdır. Bu Cizîr bodrumlarında diri diri yakılan Kürt gençlerinin, Kürt analarının intikamıdır. Bu Taybet Ana’nın 8 yıl sonra eve gönderilen kızının yanık elbiselerinin intikamıdır. O yüzden çok haklıdır o kadın gerilla “Agir kete dilê Enqerê” derken.

Gerçekten de Ankara’nın yüreğine ateş düşmüştür çünkü Girê Cûdî’de, Amediyê Tepesi’nde Kürtlerin köylerini, kundaktaki bebeklerini, çocuklarını, dağlarını, ormanlarını yakanlar bu kez kendi yaktıkları ateşlerinde yanmışlardır. Evet, ilk önce o ateşi onlar yakmıştır. Kurdistan’ı yakıp yıkıp kül ederek, insansız bırakarak bu adımı ilk defa onlar atmıştır. Ve şimdi o ateşten doğanlar tıpkı Rojhat Zîlan ve Erdal Şahin gibi Ankara’nın kalbini yakarak tarihi intikam hareketini başlatmışlardır. Apocu fedailere düşense; Amed Zindanları’ndan günümüze kadar yakan o ateşi daha da harlandırmak olmuştur sadece. Ama bu kez kendilerini değil düşmanlarını yakarak. “Agir ket dilê Enqerê” diyen kadın gerilla aslında o anda tam da bunu söylemiştir. Doğa Viyanca düşmanının peşine düşerek, kendini eğiterek, yetkinleştirerek bu görevin nasıl başarılacağının örneği olmuştur.

'EZ JÎ SUÎQASTÇÎ ME'

Omuz omuza direndiği erkek yoldaşı da olsa kadınlar artık bir adım geride olmayı asla kabul etmiyor. Bu özgür kadın ölçüsü görüntülere de yansıyor. Sömürgeciliğin suikast mevzisine ilerleyen kadın gerilla yoldaşının; “Orası suikastçı mevzisidir” uyarısına karşılık; ‘’Ben de suikastçıyım’’ diyerek karşılık veriyor. Ve elinde pimi çekilmiş hazır bombasını işgalciliğin mevzilerine doğru fırlatıyor. Patlamayla birlikte bir adım daha ileri atılıyor, işgalciliği kalbinden vurmak için. YJA Star’la gelişen kadının ifadesi olan o kadın gerillanın savaşkanlığı, özgüveni, korkusuzca düşmanının üzerine yürüyüşüne dair binlerce sayfa yazı yazılabilir belki.

Ama bundan önce sorulması gereken sorular var. Metaların kraliçeliğinden, saç telinden tırnağına kadar her şeyi satılığa çıkarılmış kadın gerçekliğinden özgür dağların özgür kadın savaşçılığına nasıl ulaşıldı? PKK’li kadınlar nasıl bu düzeye geldi? Yük olarak görülen, sofradaki yeri evin sarı öküzünden sonra gelen, parayla alınıp satılan köleliğin en aşağı seviyelerinde seyreden kadından savaşta rolünü oynamakla kalmayan, savaşa öncülük eden kadına nasıl ulaşıldı? Siyasette, diplomaside, ekonomide, tüm toplumsal alan ve çalışmalarda elinin hamuru nedeniyle işlere karıştırılmayan kadın nasıl oldu da eline silah alıp dağlara çıktı, ordulara komutan oldu?

APOCU BİLİNÇLE DONANDILAR

Tutulduğu ağır tecrit koşullarında bile, kadınlar için düşünmeyi bırakmayan, “yarım kalan projemdir” deyip çalışmayı sürdüren, kadınının partileşmesinden, ordulaşmasına ve bugün Jineoloji ile bilimsel düzeyde kendi ifadesini bulmasına kadar kadına emek veren Önder Apo’nun öncülüğüdür bütün bu soruların cevabı. ‘

’Kadınlar sorunların anası olarak görülüyor, neden sorunların anası çözümlerin anası da olmasın’’ diyerek yola çıkan Önderlik kadını her zaman düşünce fiiliyatının merkezine koydu. Bugün dağlarda direnen bu kadınlar, Kurdistan’da sömürgecilik sorunu, Ortadoğu ve dünyada kadın sorununa çözüm getiren bir düzeyi yakalamışlardır. En son 17 Şubat eyleminde de bu açıkça görülmektedir. Oldukça iyi savaşan, sömürgeciliğin üstüne yürüyen, işgalciliğe; “Teslim ol” diyecek kadar Apocu tarih bilincine sahip olan bir Kürt kadın gerçekliği vardır artık. Kadın inkar edilse de, her gün katliamdan geçirilse de dağlarda; “Ben varım, buradayım” diyen o kadınlar tüm kadınlar adına bir kez yaratılmıştır artık. Bunun inkar edilmesi, yok sayılması imkan dahilinden çıkmıştır, direnerek, savaşarak, şehit vererek başarmışlardır bunu. Kan ve terle yeniden yaratmışlardır kendilerini. İnsanlığın ilk şarkısı olan “tililerle” zaferi nidalayan bu kadınlar aynı zamanda 8 Mart kadınına da bir mesajdır. Köleliliğe, zulme, haksızlık ve adaletsizliğe baş eğme onursuzluğunu yaşayanlara çıkış yolu onların çığlıklarında haykırılmıştır Cûdî’nin zirvelerinde. 8 Mart’ta meydanlarda gürleşecek olan da işte bu ses olacaktır; “Jin, Jiyan, Azadî” şiarıyla birlikte.