15 Ağustos kazanmış, soykırımcı sömürgecilik yenilmiştir

15 Ağustos hamlesi temelinde PKK’nin öncülüğünde gelişen Kürt Özgürlük Hareketi Türk devletini ideolojik, siyasi ve toplumsal olarak yenilgiye uğratmıştır.

15 Ağustos 1984 gerilla hamlesinin 34.  yıl dönümünde büyük komutan Mahsum Korkmaz şahsında tüm şehitlerimizi saygıyla ve minnetle anıyorum.

15 Ağustos hamlesi sadece Kürdistan halkının değil Ortadoğu halklarının da kader çizgisini değiştirmiştir. 15 Ağustos gerilla hamlesi sadece Bakurê Kurdistan’ın toplumsal ve siyasal tarihine değil tüm Kürdistan’ın toplumsal ve siyasal tarihine yön vermiş ve değiştirmiştir. Sadece Türkiye’nin değil tüm Ortadoğu’nun siyasal tarihine damgasını vurmuş ve önemli değişikliklerin yaşanmasını sağlamıştır. 15 Ağustos gerilla hamlesi ve Bakurê Kurdistan’daki gelişmeler olmasaydı Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’nun durumu ne olurdu sorusunu sormak bile 15 Ağustos’un yarattıklarını ve ortaya çıkardıklarını anlamamızı sağlar.

15 Ağustos hamlesini değerli kılan en önemli etken çok zor koşullarda gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu hamlenin başlatılmasında büyük emeği olan Önder APO’yu da saygıyla selamlıyoruz. 14 Temmuz direnişi ve Önder APO’nun Önderlik tarzı ve çabaları bu hamlenin gerçekleşmesini sağlayan temel etkenlerdir. Önder APO’nun varlığı olmasaydı bu direniş böyle bir hamleyle taçlandırılamazdı. 14 Temmuz direnişçileri Önder APO’ya, partiye ve halka bağlılıklarını en yüksek düzeyde gösterdikleri gibi Önder APO da 15 Ağustos hamlesini gerçekleştirerek bu büyük direnişçilere en büyük yoldaşlığı göstermiştir. Bu açıdan PKK’de yoldaşlık nedir denilirse, bunu 14 Temmuz direnişçileri ve Önder APO şahsında anlamak ve derin bilincine varmak gerekir.

15 Ağustos PKK’nin ağır bir darbe yaşadığı, hiç kimsenin bu koşullarda gerilla mücadelesinin başlatılacağına inanmadığı bir zamanda Önder APO ve yoldaşlarının büyük çabasıyla gerçekleştirilmiştir. Sadece bu hamlenin başlatılması bile başlı başına bir roman konusudur. 15 Ağustos hamlesi büyük bir mücadelenin, çabanın sonucudur. Büyük engellerin ve handikapların aşılarak gerçekleştirildiği tarihi bir devrimci hamledir. 15 Ağustos insanlık tarihindeki en büyük devrimci hamlelerdendir. Yarattığı sonuçlar ve etkiler açısından büyük bir devrimci eylemdir. Büyüklüğü yıllar geçtikçe daha fazla anlaşılacaktır. Sadece Kürdistan halkı açısından değil tüm Ortadoğu halkları ve insanlık açısından büyük bir eylem olduğu takdir edilecektir. Daha bugünden 34 yıl içinde yarattığı sonuçlar çarpıcıdır, göz kamaştırıcıdır. Yarattığı siyasi, toplumsal ve kültürel sonuçlar hiçbir devrimin yapamadığı kadar kapsamlı olmuştur.

15 Ağustos Kürdistan ve Ortadoğu üstündeki gerici kabuğu kırarak Ortadoğu’nun tarihsel, toplumsal ve kültürel değerlerini Kürt Özgürlük Hareketi ve halkı şahsında gün yüzüne çıkarmıştır. Kuşkusuz Ortadoğu’da başka siyasi hareketler ve devrimci mücadeleler olmuştur. Ancak hiçbiri tüm Ortadoğu halklarını etkileyecek düzeyde kapsamlı sonuçlar ortaya çıkarmamıştır. Filistin halkının mücadelesi, 1979 İran devrimi; Türkiye’deki devrimci demokrat mücadele önemli toplumsal ve siyasal sonuçlar yaratmış olsa da hiç birisi PKK’nin öncülük ettiği mücadele kadar kapsamlı sonuçlar ortaya çıkarmamıştır. Belki Kürtlerin yürüttüğü mücadele olduğundan ve en başta da Türk devletini hedef aldığından yeterince analiz edilip hakkı verilmiş olmasa da Ortadoğu’da 35 yıldır yaşanan tüm siyasal gelişmelerin merkezinde bu hamle yer almıştır. Bu hamle tüm diğer toplumsal ve siyasal hareketlere yön vermiş ve onların karakterine damgasını vurmuştur. Sadece Türkiye’nin refleksleri ve bu temelde Ortadoğu siyasetinin yeni şekil alması bu gerçekliğin ifadesi olmaktadır.

Her şeyden önce 15 Ağustos hamlesi olmasaydı Kürtlerin üzerindeki soykırım politikası tamamlanacak, Kürdistan Türk uluslaşmasının yayılma alanı olacaktı. Sadece bunu engellemek bile Kürtler başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarının kaderini değiştirmiştir. Eğer Türkiye bu amacına ulaşsaydı buna dayanarak tüm Ortadoğu’ya hakim olma politikalarını dayatacaktı. Kürtlerden sonra diğer halkların varlığı tehlikeye girecekti. Bakurê Kurdistan Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline geldikten sonra bu politikayı tüm bölge ülkelerine dayatacaktı. En başta da Başûrê Kurdistan’da etkisini artırıp orayı da Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirme politikası izleyecekti. Bugün bile bu politikayı yürütmek isteyen Türk devleti 15 Ağustos hamlesi olmasaydı bu politikayı çok erkenden dayatıp Başûrê Kurdistan’ı da ilhak edecekti. Bugünkü Başûrê Kudistan bölgesinin varlığının olup olmamasını bir tarafa bırakalım soykırım ve Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirilecekti. Bu açıdan 15 Ağustos hamlesi ve geliştirilen mücadele Başûrê Kurdistan’daki kazanımları yaratan temel aktör olarak görülmelidir. Zaten Başûrê Kurdistan’ın varlığının tanınması bile bu mücadelenin Türk devletini çok zorlamasının sonucudur.

15 Ağustos hamlesinin 34 yıldır kesintisiz sürmesi Kürdistan tarihi açısından birçok şeyin yeniden şekillenmesini beraberinde getirmiştir. En başta da en zor koşullarda direnen bir halk gerçeği yaratmıştır. Böyle bir mücadele geleneğinin yaratılması Kürtlerin her türlü saldırı karşısında varlık güvencesi haline gelmiştir. Böyle bir direniş kültürü yaratmak kadar değerli bir kazanım olamaz. Zaten bu direniş kültürü nedeniyle Türk devleti ne kadar saldırırsa saldırsın sonuç alamamakta ve direniş kesintisiz sürmektedir. Bu direniş kültürü ve onun ortaya çıkardığı mücadele mutlaka soykırımcı sömürgeciliğin iradesini kıracak ve Kürdistan özgürleştirilecektir. Özgür ve demokratik Kürdistan da tüm Ortadoğu’yu özgür ve demokratik kılacaktır.

15 Ağustos hamlesinin Kürtler için yarattığı değişimler ve güzellikler saymakla bitmez. Öz gücüne güvenen bir toplum yaratmak kadar değerli bir şey olamaz. Kürdistan toplumunun tarihsel, toplumsal özelliklerini ve coğrafyasının karakterini, yarattığı insan özelliğini öz güç ilkesi ve öz güvenle buluşturmak çok büyük bir sinerji ortaya çıkarmıştır. Bugün Kürtler Ortadoğu değerleriyle en güzel halkı hale gelmişse, güçlü bir halk gerçekliğine ulaşmışsa bunu sağlatan kesintisiz süren 34 yıllık gerilla direnişidir. 11 yıl öncesi de dikkate alınırsa 45 yılın nasıl bir toplumsal ve siyasal sonuçlar yarattığı da anlaşılır. 15 Ağustos hamlesinin bırakalım her yılını, her günü toplumu değiştirmiş, yeni değerlerle donatmış, derinliği ve kapsamı muazzam olan bir değişim ve bu temelde yeni bir halk gerçekliği ortaya çıkarmıştır.

15 Ağustos gerilla hamlesi aynı zamanda bir kültür devrimi olmuştur. Birçok geri yanları kırmış atmış, birçok yeni ve güzel değerler ortaya çıkarmıştır. Yeni ret ve kabul ölçüleri yaratmış, özgürlük ve demokrasi ölçülerinin yükseltilmesi temelinde yeni beğeni ölçüleri yaratmıştır. Tarihte belki de hiçbir askeri hareket ve gerilla mücadelesi Kürdistan ve Ortadoğu’daki kadar yeni ölçüler ve beğeniler ortaya çıkarmamıştır. Bu açıdan gericiliğe karşı askeri direnişlerin nasıl büyük sonuçlar yarattığına dair en büyük örnek 15 Ağustos hamlesidir. Kuşkusuz bunun Önder APO’nun zihniyeti, düşünce yapısı ve öngördüğü toplumla yakından bağı vardır. Önder APO gerillayı daha başından itibaren yeni yaşam ocağı ve kaynağı olarak ele almıştır. Gerillanın kendisinden başlatarak yeni bir toplum yaratmayı hedeflemiştir. Bu açıdan gerillayı yeni yaşamın prototipi; modeli olarak ele almış, eğitiminden yaşamına, mücadele tarzı ve halkla ilişkilerine kadar ölçüleri yüksek bir yaşam kaynağı haline getirme çabası içinde olmuştur. Gerillayı sadece bir askeri olgu ve birey olarak ele alan yaklaşımları reddetmiştir. Demokratik toplum ve özgür bireyin yaratılmasının örgütsel ve toplumsal zemini olarak ele almıştır. Direnişin böyle güçleneceğine ve özgürlüğün böyle kazanılacağına vurgu yapmıştır.

15 Ağustos 35. yılına girerken gerilla mücadelesi tarihin en büyük direnişlerinden birini vermektedir. Soykırımcı sömürgecilik her türlü imkanını kullanarak gerillaya saldırmaktadır. Gerillanın güçlenmesi ve siyasi etkisinin artması soykırımcı sömürgeciliği korkutmaktadır. Bu nedenle gerilla karşısında yürüttüğü mücadelesini bir istiklal savaşı ve beka sorunu olarak görmektedir. Ancak hiçbir saldırısı sonuç vermediği gibi bu saldırılara karşı gösterilen direnişin sonucu Türkiye siyasi ve ekonomik olarak iflas durumuna düşürülmüştür. Kürt halkına karşı yürüttüğü soykırım savaşı onu siyasi ve ekonomik açmaz içine sokmuştur. Gerilla 35. yılında yürüteceği mücadeleyle AKP-MHP faşist ittifakına dayalı soykırımcı sistemi çöküntüye uğratacaktır.

15 Ağustos hamlesi temelinde PKK’nin öncülüğünde gelişen Kürt Özgürlük Hareketi Türk devletini ideolojik, siyasi ve toplumsal olarak yenilgiye uğratmıştır. Soykırımcı sömürgecilik tümüyle teşhir olmuş, özgürlük ve demokrasi çizgisi karşısında ideolojik yenilgi yaşamıştır. Siyasi olarak yenilmiştir. Soykırımcı sömürgeci siyasi sistem sürdürülemez hale gelmiştir. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü Türkiye’deki tek siyasal çıkış yoludur. Türkiye Kürt toplumunu kaybetmiştir. İdeolojik, siyasi ve toplumsal olarak yenilgiye uğramış bir sistemi salt askeri güçle, şu ya da bu imkanla ayakta tutmak mümkün değildir. İdeolojik, siyasi ve toplumsal olarak yenilgiye uğrayan sömürgecilik askeri olarak da başarısız kalacak; bu da Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürdistan’ın özgürleşmesiyle sonuçlanacaktır. Gerillanın 35. yıl mücadelesi böyle tarihi sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

 

Kaynak: Yeni Özgür Politika