En deðerlilerini, çocuklarını ve kardeşlerini kaybettirdiler

En deðerlilerini, çocuklarını ve kardeşlerini kaybettirdiler

1980 sonrasında “Gözaltında kayıp” gerçeðiyle karşılan ve 1990 sonrası bunun hızla arttıðı Türkiye’de kayıp yakınlarının çıðlıðı yükselirken Türk devleti, kayıp yakınlarının çıðlıklarına kulaklarını tıkamayı sürdürüyor. Ailesinden 4 kişi kaybedilen ve 200 haftadır “Hiç olmazsa kemiklerini versinler. O kemikleri öpseydim, başıma koysaydım” diyerek kayıplarının peşinden koşan Ýffet Mutaş, Dünyada en deðerli şey, insanın çocukları ve kardeşleridir. Bize onları kaybettirdiler” dedi.

Cumartesi Anneleri'nin 31 Ocak 2009 tarihinde Ýstanbul Galatasaray Meydanı'nda, eylemlerine yeniden başlamasıyla beraber Cumartesi Anneleri ile eş zamanlı olarak ÝHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu ve kayıp yakınlarının “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla başlattıðı ve her hafta Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirilen eylemin 200’üncü haftasına girildi. Kayıp yakınları yarın bir kez daha Ýstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda Amed’de Koşuyolu Parkı’nda kayıplarının akıbetini soracak, faillerin cezalandırılmasını isteyecek.

TÜRK DEVLETÝ KAYIP YAKINLARININ ÇIÐLIKLARINA KULAKLARINI TIKIYOR

"Gözaltında kayıp" gerçeðiyle 1980 sonrasında karşılaşılan Türkiye’de, 1990’dan sonra dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Genelkurmay Başkanı Doðan Güreş ve Emniyet Müdürü Mehmet Aðar’ın bilgisi dahilinde gerçekleşen gözaltında kayıplarda hızlı bir artış yaşandı. Çoðu Olaðanüstü Hal Bölgesi'nden (OHAL) olmak üzere 1992-93 yıllarında yaşanan ‘faili meçhul cinayetler’in yerini 1994 yılı itibarıyla hızla gözaltında kayıplar aldı.

Birçok kez polisin gaz bombalı ve coplu şiddetine maruz kalan kayıp yakınları, 1990'lı yıllarda artan çatışmalı ortam ile birlikte açıða çıkan ve devlet güdümlü faaliyet gösterdikleri belgelenen JÝTEM ve Kontr-gerilla tarafından kaçırılan kayıplarının akıbetini sormaya devam ediyor. Koşuyolu Parkı’nda ellerinde kayıplarının fotoðrafları ile her hafta bir araya gelen kayıp yakınları, ölü ya da diri kayıplarının ortaya çıkarılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep ederken, Türk devleti kayıp yakınlarının çıðlıklarına kulaklarını tıkamayı sürdürüyor.

TÜRKÝYE KAYIPLAR SÖZLEŞMESÝNÝ NEDEN ÝMZALAMIYOR?

Kayıpların hesabını vermeyen, failleri ortaya çıkararak cezalandırmayan ve demokratik hukuk devleti iddiasından uzak olan Türkiye Birleşmiş Milletler’in (BM), 20 Aralık 2006 tarihinde kabul ve ilan ettiði 'Bütün Kişileri Zorla Kaybedilmeden Korumak Ýçin Uluslararası Sözleşme'nin de tarafı deðil.

91 ülkenin imzaladıðı 18 ülkenin ise taraf olduðu BM’nin "Hiçbir devlet zorla kayıp edilmeyi uygulayamaz, izin veremez ya da hoş göremez" sözleriyle başlayan ve devlet sırrı ile devletin dokunulmazlıðını ortadan kaldıran "Bütün Kişileri Zorla Kaybettirilmeden Korumak için Uluslararası Sözleşme'yi Türkiye, uluslararası ve ulusal hak örgütlerinin tüm ısrarına karşın imzalamıyor.

AÝLESÝNDEN 4 KÝŞÝ KAYBEDÝLDÝ

Ýffet Mutaş kayıp yakınlarından sadece biri. Ýki kardeşi kaybedilen ve iki çocuðu olmak üzere ailesinden 4 kişi kaybedilen Ýffet ananın babası da JÝTEM elemanları tarafından dipçikle dövülmesinden kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. 200 haftadır kayıplarının peşinden koşan Ýffet Mutaş ANF’ye konuştu.

“Bu tende can olduðu sürece mücadelemize devam edeceðiz. Kanımızın son damlasına kadar yollarında yürüyeceðiz” diyen Ýffet ana yaşadıklarını, “Köyde yaşıyorduk, bize rahat vermiyorlardı. Her gün köy basılıyordu, ‘Ali Tekdað nerede?’ diye soruyorlardı. Kardeşime de ‘onu eve alıyorsun’ diye baskı yapıyorlardı. Saldırılar yüzünden sonunda köyden göç ettirdiler bizi. Ýkisi kardeşim, ikisi çocuðum olmak üzere ailemden dört kişiyi kaybettiler. 1993 yılında kardeşim Mehmet Tekdað evden çıktı bir daha dönmedi. Diðer kardeşim Ali Tekdað ise 13 Kasım 1994 yılında Daðkapı’da kaçırdılar. Annemle beraber iki ay boyunca aradık, dilekçe verdik. Dilekçe verdiðimiz kadın ‘Ali diye biri yok’ dedi. Hakimin, savcının herkesin haberi vardı. Ali’nin cenazesini bulamadık, vermediler bize” diye anlattı.

‘EN DEÐERLÝ ŞEYÝ, ÇOCUKLARIMIZI VE KARDEŞLERÝMÝZÝ KAYBETTÝRDÝLER’

Bir oðlunun iðne yapılarak kızının ise kimyasallarla öldürüldüðünü belirten Ýffet ana, “Bir oðlumu da eski, bayat iðneleri yaparak öldürdüler. Ne evimize geldiler ne oðlumuzu verdiler bize. Kardeşimi şehit ettiler, kızımı da kimyasalla öldürdüler. Kızımın cenazesini geçen yıl bulabildik. Babamlara gece saat 03.00’da baskın düzenlendi. Babamı dipçiklerle dövdüler, hastanelik oldu. Sonunda aldıðı o darbeler sonucu birkaç ay sonra babam da öldü. Babam ölünceye kadar ‘darbe yerini buldu’ diyordu. Biz bu dertleri bu ıstırapları nasıl unutacaðız, unutulur mu? Biz sað kaldıkça kesinlikle bu işkenceleri, zulümleri unutmayacaðız. Benim beş aylık gelinimi aldılar başına vuruyorlardı ben gördüm, baðırıp çaðırdım vazgeçmek zorunda kaldılar. Bizim çektiklerimiz anlatılacak gibi deðil. Bize açlıðı, sefaleti, zulmü her şeyi yaşattılar, çektirmedikleri acı kalmadı. Dünyada en deðerli şey, insanın çocukları ve kardeşleridir. Bize onları kaybettirdiler” diye konuştu.

‘O KEMÝKLERÝ ÖPSEYDÝM, BAŞIMA KOYSAYDIM’

“Hala hapis, zindanlar var” diyerek kayıplarının akıbeti sordukları için haklarında açılan soruşturmalara da dikkat çeken Ýffet ana, “Maldan olduk daha önemlisi candan olduk. Biz sað olarak kayıplarımızı görmek isteriz ancak biliyoruz ki sað deðiller. Hiç olmazsa kemiklerini versinler. O kemikleri öpseydim, başıma koysaydım” diye sözlerini tamamladı.