20 Oca 2017

‘PKK’nin nerede kalacağına karar vermek Yıldırım’ın haddi değildir’

Tevgera Azadi Eş Başkanı Mihemed Abdullah, “PKK’yi Şengal’den çıkarmak Türk devletinin hakkı da haddi değildir” dedi.

11 Ocak 2017 Çarşamba 09:07
KERKÜK - HALİT ERMİŞ

 

Binali Yıldırım’ın Hewler ziyaretini de “Kürt ulusal birliğini engellemek ve Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye etmek olarak” değerlendiren Abdullah, tüm Kürt partilerine ulusal birlik çağrısı yaptı.

‘HEWLER ZİYARETİ 'BİZİM MEMURUMUZSUNUZ' MESAJIDIR’

Türk Başbakanı’nın Hewler ziyareti ve sonrasında yapılan açıklamalar Kürt kamuoyunda büyük tepki aldı. Siz bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İşin özü, Erdoğan ve AKP hükümeti Kürt halkının bölgede gelişen özgürlük mücadelesini sonuçsuz bırakmayı bir görev olarak önlerine koymuş durumdalar. Bunun için DAİŞ’i desteklemesi de bundandı. Başika’ya askerlerini göndermesi de, Suriye ve Rojava’da çete gruplarını desteklemesi de aynı gerekçeyledir. Ancak tüm bu yaptıkları, kullandığı tüm örgütler amaçlarına ulaşmada başarısız oldular.

İşte, Irak ve Güney Kürdistan’a yaptığı ziyaret yaşadığı bu başarısızlığı gizleme çabasıdır. Bir de Güney Kürdistan’a gelip bu şekilde açıklamalar yapmakla, “Buranın sahibi biziz, ne istesek yaparız, buradakiler de bizim birer memurumuzdur” mesajı veriyorlar.

‘YILDIRIMA GEREKEN CEVAP VERİLMELİYDİ’

Orada bulunan KDP başkanı ve diğerlerinin PKK ve PYD’ye “terörist” denmesine sessiz kalması Kürtlerde ciddi rahatsızlık yarattı. Bu tavırsız kalmayı nasıl okumak gerekir?

Maalesef çok vahim bir durumdu. Kesinlikle kınıyorum. O açıklama sırasında orada olanlar, yapılan açıklamaya karşı çıkmalı ve Yıldırım’a gereken cevabı vermeliydiler.

Çünkü PKK onlarca yıldır Türk devletinin Kürt halkına dönük terör saldırıları karşı direniyor. Türk devleti tarafından asimile edilmeye, soykırıma uğratılmaya çalışılan Kürt halkının özgürlüğü için mücadele ediyor. Rojava’da da PYD hem halkımız hem de oradaki tüm halklara dönük geliştirilen soykırıma karşı mücadele ediyor. Orada Kürt halkına karşı savaşan tüm terörist örgütleri Türk devleti desteklemesine rağmen gelip burada Hewler’de PKK ve PYD’ye “terörist” demesi kabul edilemez.

‘PARTİLERİN SESSİZLİĞİ KABUL EDİLEMEZ’

Türk devleti ile KDP arasındaki ilişkileri ve siyaset benzerliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir de bu açıklamalara Güney Kürdistanlı partilerin tavrını nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de tek adam iktidarı, tek parti iktidarının aynısı güney Kürdistan’da da geliştirilmeye çalışılıyor. İki tarafta da bir aile, bir parti iktidarı hakim kılınmaya çalışılıyor. Bu iki aile kendi aralarında siyasi ve ekonomik ilişkiler kurarak iktidarlarını sağlama almaya çalışıyorlar. Herkesi susturmaya çalışıyorlar.

Diğer taraftan Neçirvan Barzani “PKK’nin Şengal’den çıkmaması durumunda güç kullanacağız” dediğinde diğer partiler tutum almalıydı. Çünkü bu konuşmayı hükümet adına yaptı. Aynı şekilde Hewler’de PKK’nin Şengal’den çıkarılması için peşmergeyle ortak mücadele edeceğiz, denildiğinde de tavır alınmalıydı. Aynı şekilde Hewler’deki ortak açıklamada, PKK’nin Şengal’den çıkarılması için, Türk devleti ile peşmergenin birlikte hareket etmesi konusunda anlaştık, denildiğinde tavır alınmalıydı.

‘ŞENGAL HALKI GELECEĞİNE KARAR VERMELİ’

Sizce Şengal’de kimin kalacağına Şengal halkının karar vermesi en doğru şey değil mi?

Evet, kesinlikle öyle. Herkes biliyor ki, Şengal’i savunan, daha büyük soykırımın olmasını engelleyen gerilla ve savaşçılardı. O açıdan en doğrusu Şengal halkına kimi istediklerini sormak gerekir. Çünkü Şengal’i kimin bırakıp gittiğini herkes biliyor ve şimdi tekrar ellerine geçirmeye çalışıyorlar. Yeni bir ferman olmayacağının garantisi yok ki. Kaldı ki bazı askeri yetkililerin, yeni bir ferman olsa dahi PKK’ye izin vermeyeceğiz, dediklerini duyduk. Oysa PKK Şengal’i işgal etmeye gelmemiş.

Şengal’in inşaya ihtiyacı olduğu için PKK’nin oradan çıkarılması gerektiği belirtiliyor. PKK orada inşaya karşı mı duruyor?

Şengal’in yeniden inşa edilmeye ihtiyacı olduğu doğrudur. Ama en başta da Şengal insanının iradeleşmesi yönündeki inşa edilmesi gerekir. Çünkü büyük bir soykırımdan geçirildi. O insanların psikolojik olarak kendilerini toparlamaya ihtiyaçları var. Yapılacaksa en doğru yardım böyle yapılır.

Kaldı ki, mevcut durumda orada bir irade yaratılıyor. Şengal insanı kendi iradesini hakim kılmaya çalışıyor. İşte PKK Şengal’den çıksın diyenler ve Türk devleti iradeleşen bu Şengal gerçeğinden korkuyorlar. PKK inşa önünde engel değil. Şengal’de yerel yönetim, özerklik sistemi geliştiriliyor. Bu, Şengal üzerinden Güney Kürdistan’a da geçiyor. Aslında, diktatörler, anti demokratik kesimler, milliyetçi kesimler de bundan korkuyorlar. Onun için de böyle diyorlar.

‘YILDIRIM’IN HADDİ DEĞİLDİR’

Türk başbakanının açıklama şekli “Kürdistan’da karar gücü benim” biçiminde de okundu. Katılır mısınız?

Türk devletinin Şengal’de de Güney Kürdistan, Rojava’da ya da Kürdistan’ın herhangi bir yerinde karar gücü olması kabul edilemez. Bu hakkı da haddi de değil. Çünkü bu Kürtlerin kendi meselesidir. Kürtler kendi arasında bu sorunu tartışmalıdır. O gücün oradaki varlığının gerekli olup olmadığına Kürtler bir araya gelip tartışarak karar vermelidirler. Gerekliyse neden gerekli, değil ise neden değil? Buna Kürtler karar vermeli. “O zaman biz PKK’ye senin burada kalmana gerek yok” diyelim.

‘ŞENGAL’DE TEHLİKE DEVAM EDİYOR’

Şengal üzerinde halen bir tehlike var mı sizce?

Gayet tabi var. Halen Şengal üzerinde planlar kuruluyor. Şengal halkı DAİŞ’in elinden kurtarılmamış, halen göç edenler yerlerine dönmüş değil. Bunlar büyük tehlikelerdir.

Kaldı ki dediğim gibi, Şengal sorunu Kürtlerin kendi iç sorunudur. Türk devletinin burada tek amacı işgal etmektir. Buna karşı doğru olan, Kürt partilerinin bir araya gelerek bu sorunu kendi aralarında çözmeleridir. Biz Tevgera Azadi olarak bu konuda taraflar arasında arabulucu olabiliriz. Tarafları bir araya getirip sorunu tartışarak çözüm yolu bulabiliriz.

Birakuji savaşı son zamanlarda Şengal’le birlikte çok konuşulur oldu. Böyle bir şey olabilir mi sizce?

Bence bunun zamanı geçti artık. Halkımız bunu hiçbir şekilde kabul etmez. Gerilla, peşmerge ve savaşçıların ortak cephede savaşarak halkı savunması halka büyük umut verdi, güç verdi. Bu umudun ortadan kaldırılmasına, yeniden bir kardeş kavgasına halkın izin vereceğine inanmıyorum. Daha bundan birkaç gün önce peşmergeler Kandil’e giderek birakuji savaşına karşı olduklarını ve ulusal kongre istediklerini açıkladılar. “Biz Şengal, Kerkük, Maxmur’da gerilla ile yan yana savaştık” dediler. Bundan dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler. Gerilla ve savaşçılara dönük bir tehlikeyi kendimize sayarız dediler.

İşte Türk başbakanının Hewler’e gelip KDP ile birlikte öyle bir mesaj vermelerinin bir nedeni de KCK’nin ulusal kongre çağrısına ve peşmergelerin bu tutumuna cevaptı. Yıldırım o açıklamasıyla bu ulusal tutumu kırmaya geldiğini gösterdi. Hatırlayalım 2013’te ulusal kongre çalışmaları yapıldığında da Türk devletinin etkisiyle KDP o süreci boşa çıkardı.

‘BİRLİK İÇİN YARIN GEÇ OLABİLİR’

Peki o zaman Kürtler bu planları nasıl boşa çıkarabilir?

Kesinlikle bunlar halkımıza karşı geliştirilen tehlikeli planlardır. Bunu boşa çıkarmak için birliğimizi oluşturmak durumundayız. Dikkat edin, Türk devletinin son dönemlerde Rusya, İran, Irakla kurduğu diplomasi ve ittifak trafiği boşuna değil. Hepsinin de amacı Kürt özgürlük mücadelesinin tasfiyesidir.

O açıdan Güney Kürdistan halkımız da PKK’ye, PYD’ye terörist denmesini Önder Apo’nun fikirlerinin, mücadelesinin terörist olarak ilan edilmesini kabul etmemelidir. Şehit Dr. Sirwan, Şehit Arin Mirkan, Şehit Viyan’ın, Şehit Zilan’ın, Şehit Agit’in mücadele pratiğine terör denmesini kabul etmemelidir. Sakine Cansız yoldaşın mücadele gerçeğine terör denmesini kabul etmemeli buna karşı kıyameti koparılmalı. Herkes şunu bilmeli. Eğer bu tür saldırılara karşı tutum almaz, karşı mücadeleyi geliştirmez isek, bugünkü imkanları doğru değerlendirmez ise, yarın hiçbir mücadele, özgürlük zemini kalmayabilir. Ama aynı zamanda unutulmasın, Türk devleti Halep’te Esat rejimine karşı savaştırdığı grupları nasıl sattıysa yarın bunları da satacaktır.